Moda'nın Sakin Sokaklarında Tarih ve Deniz Kokulu Bir Yürüyüş
İstanbul'un Anadolu yakasının kalbi Kadıköy, Eylül'ün ilk haftalarında farklı bir nefes alıyor. Yoğun yaz gidişatı yavaşlarken Moda semti, sahil şeridinden iç kısımlardaki merdivenli sokaklara doğru uzanan tarihi dokusuyla ziyaretçisini kendine haykırıyor. Çınar ağaçlarının gölgesinde kalan ahşap yalılar, geçtiği yüzyılların estetiğini bugüne taşıyan nadide tanıklar gibi duruyor. Bu sokaklarda yürürken deniz kokusu ile karışan çamurun ve eski ahşapların kokusu, zamanın yavaşladığı bir his uyandırıyor.
Moda Caddesi'nin hareketliliğinden bir adım içeri girince, taş döşemeli sokaklar ve bayır merdivenleri arasında kaybolan küçük kahve evleri, antikacılar ve ikinci el kitapçılar semtin ruhunu koruyor. Her köşe başında bir hikâye saklı; bir zamanlar Levanten ailelerin yazlık evleri olarak hizmet eden konaklar, bugün restorasyonlarla ya da sadakatle ayakta tutulan ahşap yapılarla semtin mimari kimliğini kanıtlıyor. Denize bakan manzaralı balkonlardan esen hafif meltem, yazın son nefeslerini hatırlatırken sokak köşelerindeki çaycıların camdan bakan müşterileri, günlük hayatın sakin ritmini sürdürüyor.
Bu dokunun en simgesel noktalarından biri, sahilin ucu Moda'ya doğru uzanan noktada dikilen Fenerbahçe Feneri. 1857'den beri Boğaz'ın bu kıyısını aydınlatan fener, hem denizcilere hem de sahilde yürüyenlere yol gösterici bir ışık gibi duruyor. fenerin etrafındaki çay bahçeleri ve sahil yürüyüş yolu, İstanbul'un en keyifli akşam yürüyüş rotalarından birini oluşturuyor. Burada durup Boğaz'ın açık mavi su seyrini izlerken, semtin tarihi derinliği ve modern hayatın iç içe geçtiğini hissetmek kaçınılmaz oluyor.
Akşamüstü ışığı Moda'nın ahşap